İçeriğe geç
Düzce Hat

Düzce’nin gündelik izlerini birlikte sür

Ev ve Yaşam 4 dk okuma İdil Ertuna

Metaller Neden Ahşaptan Daha Soğuk Hissettirir

Aynı odadaki çelik kaşık buz gibi, tahta spatula ılık gelir. Derimiz sıcaklığı değil, ısı akışını ölçtüğü için.

Kış sabahlarında mutfağa indiğinizde küçük bir deney kendiliğinden yapılır: Çekmeceden aldığınız çelik kaşık buz gibidir, hemen yanındaki tahta spatula ise neredeyse ılık gelir. Oysa ikisi de aynı çekmecede, aynı odada, aynı saatlerdir bekliyordu. Termometre ikisine de aynı sayıyı yazardı. Yine de parmaklarımız ısrarla farklı bir şey söyler. Bu çelişki, gündelik hayatın içine saklanmış en güzel fizik derslerinden biridir.

Çünkü deri sıcaklık ölçmez. Deri, ısı akışını ölçer. Parmak ucundaki sinir uçları bir cismin kaç derece olduğunu bilmez; yalnızca o cisme dokunduğunuzda kendi ısınızın ne hızla kaybedildiğini bildirir. Isı hızlı çekiliyorsa "soğuk", yavaş çekiliyorsa "ılık" deriz. Sıcaklık bir durumdur, hissettiğimiz şey ise bir süreçtir.

Isı iletkenliği dediğimiz şey

Malzemelerin ısıyı taşıma becerisi birbirinden inanılmaz derecede farklıdır. Metallerde elektronlar kristal yapı içinde neredeyse serbestçe dolaşır; bir uçtan aldıkları hareket enerjisini diğer uca saniyeler içinde taşırlar. Ahşapta, plastikte, kumaşta ise böyle bir taşıyıcı ordusu yoktur. Enerji, komşudan komşuya itiş kakış aktarılır ve yolculuk çok yavaş ilerler.

Aradaki fark küçük değildir. Bakır, ısıyı ahşaptan yüzlerce kat, havadan binlerce kat hızlı iletir. Bu yüzden çelik kaşığı tuttuğunuzda vücut ısınız hemen kaşığın gövdesine dağılır, deri yüzeyinin sıcaklığı bir anda düşer ve beyin "soğuk" alarmı verir. Aynı sıcaklıktaki tahta kaşıkta ise ısı, temas noktasının hemen ötesine geçemez; oradaki ince tabaka hızla derinizin sıcaklığına ulaşır ve akış durur.

Gözenek, hava ve yalıtımın sırrı

Ahşabın, yünün, köpüğün ortak özelliği gözenekli olmalarıdır. İçlerinde milyonlarca minik hava boşluğu bulunur ve hareketsiz hava bilinen en iyi yalıtkanlardan biridir. Bir malzemeyi yalıtkan yapan çoğu zaman malzemenin kendisi değil, içine hapsettiği havadır. Kazağın sizi ısıtması da bundandır: Yün lifleri değil, liflerin arasında tutulan hava katmanı iş görür.

Aynı mantık tersine de çalışır. Islanmış bir kazak neden işe yaramaz? Çünkü hava boşluklarının yerini su almıştır ve su, havadan yaklaşık yirmi kat daha iyi ısı iletir. Malzeme aynı malzemedir, ama gözeneklerdeki dolgu değiştiği anda yalıtkan bir battaniyeden ısı kaçıran bir yüzeye dönüşür.

Suyun ve havanın aynı derecede farklı hissettirmesi

Yirmi derecelik bir odada rahat rahat otururuz. Yirmi derecelik bir havuza girince ise titreriz. Sıcaklık aynıdır; değişen tek şey, vücudumuzdan ısıyı çeken maddedir. Suda ısı kaybı katlanarak artar, vücut bu hızda üretim yapamaz ve üşürüz. Deniz kenarında ıslak mayoyla rüzgâra maruz kalmanın neden bu kadar üşüttüğü de aynı hesaba dayanır: Buharlaşan her damla, deriden enerji alarak uçar.

Mutfaktaki fırın da bu kuralın çarpıcı bir örneğidir. İki yüz derecelik fırının içine elinizi bir saniye soktuğunuzda dayanabilirsiniz; ama aynı fırındaki metal tepsiye dokunursanız yanarsınız. Fırın havası da tepsi de aynı sıcaklıktadır. Fark, havanın ısıyı derinize aktarma hızının çok düşük olmasıdır.

Günlük hayatta işe yarayan sonuçlar

Bu basit ilke, evde onlarca küçük kararı açıklar. Sıcak tencereyi tutmak için kalın bezi tercih etmemiz, ince ve ıslak bezin ise anında yakması; seramik karonun ayağa çıplak dokunuşta hep soğuk gelmesi ama halının ılık hissettirmesi; buzdolabından çıkan cam şişenin plastik şişeden çok daha soğuk görünmesi hep aynı sebebe dayanır.

Kışın soğuk bir korkuluğa dokunmamaya çalışmamız, metal kapı kollarının canımızı yakması ya da açık havada bırakılan metal aletlerin ele alınmaz oluşu da öyle. Ortam hepsi için aynıdır, hissedilen ise malzemenin iletkenlik karnesidir.

Bir sonraki sefer buz gibi bir kaşığı elinize aldığınızda, aslında bir sıcaklık ölçümü yapmadığınızı hatırlayın. Yaptığınız şey, kendi enerjinizin ne kadar hızlı gittiğini duymaktır. Deri, dünyanın en yaygın ama en yanıltıcı termometresidir; bize şeylerin ne kadar sıcak olduğunu değil, bizden ne kadar aldığını anlatır.

Vücut ısısı hep aynı yönde akar

Bu ilkenin en ilginç yanı, ısının yalnızca tek bir yönde, sıcaktan soğuğa doğru akmasıdır. Bir nesnenin bizi ısıtması, aslında bizim ona ısı vermeyi bırakmamızdır. Sıcak bir çay bardağını avucumuza aldığımızda akış yön değiştirir ve bu kez enerji bize doğru gelir. Bardağın camdan mı porselenden mi olduğu, o akışın hızını ve dolayısıyla elimizin dayanma süresini belirler.

İnce porselen fincanın çayı hızla ısıtan ama çabuk yakan bir kap, kalın taş kupanın ise geç ısınıp uzun süre sıcak tutan bir kap olmasının açıklaması da budur. Malzeme seçimi mutfakta yalnızca estetik değil, doğrudan bir ısı yönetimi kararıdır. Aynı gerekçeyle tencerelerin gövdesi iyi iletken metalden, sapları ise kötü iletken malzemeden yapılır.

Ev ve Yaşam kategorisinden