Petrol fiyatları hızlı bir şekilde yükseliyor, altın ve gümüş yatırımcıları endişeli; elinde nakit veya varlık bulunduran yatırımcıların ne yapması gerektiği merak ediliyor. Orta Doğu'daki çatışmalar dünya genelinde pek çok alanda etkisini hissettiriyor. Dr. Sefer Humar, Tgrthaber.com Ekonomi Editörü Bengü Sarıkuş’a, jeopolitik kriz dönemlerinde bireylerin birikimlerini korumaları için önemli öneriler sundu. Ayrıca Humar, Türkiye’nin bu tür şoklara karşı sahip olduğu avantajları ve muhtemel tehditleri de aktardı.

(Görseller AI ile temsili hazırlanmıştır)
Orta Doğu'daki çatışmalar petrol fiyatlarını nasıl etkilemekte?
Sefer Humar: Söz konusu bölge, dünya petrol arzının yaklaşık üçte birinin çıktıığı bir alan. Bu nedenle, burada yaşanan her tür gerilim, petrol fiyatlarında öncelikle psikolojik, ardından gerçek bir arz riski oluşturuyor. Pazarların ilk tepkisi her zaman "risk primi" yönünde olur. Yani, petrol üretimi henüz düşmemiş olsa bile, olası bir arz kısıtlaması fiyatlara yansımaya başlar.
Petrol piyasası son derece hassas bir yapıya sahip. Bazen yalnızca bir boğazın kapanma olasılığı dahi fiyatları yükseltmeye yetebilir. Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi ya da Doğu Akdeniz’de meydana gelen herhangi bir gerilim, tanker trafiğinde aksamalara neden olabileceği için petrol fiyatlarına doğrudan etki eder.
Bana göre, petrol piyasasının temel gerçekliği şu cümleyle özetlenebilir: Enerji yalnızca bir emtia değil, aynı zamanda küresel ekonominin kalbidir. Savaşın yayılma ihtimali arttıkça, petrol fiyatlarında yukarı yönlü bir artış beklenmesi sürpriz olmayacaktır.

Petrol fiyatlarının 100 doları geçmesi mümkün mü? En yüksek tahmininiz nedir?
Sefer Humar: 100 dolar, psikolojik bir eşik olsa da piyasa açısından imkânsız bir seviye değildir. Özellikle savaş, bölgesel kalmayıp enerji hatlarını tehdit eden bir düzeye ulaşırsa bu fiyat seviyeleri yaşanabilir. Günümüzde piyasalarda bazı senaryolar 100–110 dolar aralığını öneriyor ve bunun olma ihtimali oldukça yüksek. Eğer arzda ciddi bir kesinti yaşanırsa, hatta daha da iddialı bir biçimde 120 dolara kadar ulaşan tahminler de gündeme gelebilir.
Fakat belirtmek gerekir ki, petrol fiyatlarını yalnızca savaş etkilemez. ABD’nin stratejik rezerv politikası, OPEC’in üretim kararları ve küresel talep dengesi gibi etkenler de mühimdir. Kısaca ifade etmek gerekirse; petrol fiyatı, savaştan kaynaklı sıcaklığa ek olarak, piyasa beklentileri tarafından da şekillenir.

Artan petrol fiyatları Türkiye ekonomisini nasıl etkileyecek? Hangi sektörler olumsuz etkilenir?
Sefer Humar: Türkiye, enerji ithalatçısı bir ülke olduğu için petrol fiyatlarındaki artış, doğal olarak maliyet aracılığıyla ekonomiye yansır. Enerji fiyatlarının yükselmesi, üretim maliyetlerini ve enflasyonu artırabilir.
Özellikle enerji yoğun sektörler, maliyet baskısından etkilenebilir. Bunlar arasında:
Ulaştırma ve lojistik
Havacılık
Petrokimya
Plastik ve ambalaj
Bazı sanayi dalgaları sayılabilir.
Ancak Türkiye ekonomisinin önemli bir artısı ise, güçlü bir finansal altyapıya ve dayanıklı bir bankacılık sistemine sahip olmasıdır. Türkiye’deki bankacılık sektörü, sermaye yeterliliği ve düzenlemeler açısından oldukça sağlam bir yapıya sahiptir. Bu nedenle, finansal sistemin küresel şokları daha iyi absorbe etme kapasitesi yüksektir. Benim görüşüme göre Türkiye ekonomisinin esas gücü şu cümlede saklı: Ekonomik dalgalar geçici, kurumsal dayanıklılık ise kalıcıdır.

Artan enerji fiyatları gıda maliyetlerini nasıl etkiler?
Sefer Humar: Enerji fiyatları yalnızca akaryakıtı değil, gıda tedarik zincirini de etkiler. Çünkü gıda üretimi büyük ölçüde enerjiye bağlıdır:
Tarım makineleri yakıt kullanır,
Gübre üretimi enerjiye gereksinim duyar,
Sulama sistemleri enerjiyle çalışır,
Taşımacılık maliyetleri petrol fiyatlarına bağlıdır,
Dolayısıyla petrol fiyatlarındaki artış, gıda maliyetlerini de yukarı çeker. Zaten küresel çapta ciddi anlamda bir gıda enflasyonu sorunu yaşanıyor; enerji fiyatlarının artması bu durumu daha da kötüleştirebilir. Ekonominin kısa bir değerlendirmesi şu şekildedir: Enerji pahalanırsa, sofradaki ekmek de pahalanır.

Uzun süren bir çatışma Türkiye ekonomisine ne tür etkiler yaratır?
Sefer Humar: Enerji fiyatlarının uzun bir dönem yüksek kalması ve küresel ticarin yavaşlaması öngörülebilir. Bu durumda üç ana risk öne çıkabilir:
Yüksek enerji maliyetleri,
Küresel büyümede duraksama,
Enflasyonist baskının devam etmesi,
Fakat Türkiye, son yıllarda enerji arz güvenliği, doğal gaz depolama kapasitesi, yenilenebilir enerji yatırımları ve ekonomik düzenlemeler konusunda önemli adımlar atmıştır. Bu nedenle, ekonominin bu tür şoklara karşı daha hazırlıklı olduğunu belirtmek mümkündür. Ekonomide, bazen şu ifade çok doğrudur: Krizler ekonomilerin zayıflıklarını test ederken, güçlü yönlerini de ortaya çıkarır.

Bu kriz, Türkiye için ekonomik fırsatlar sunabilir mi?
Sefer Humar: Jeopolitik krizler yalnızca risk değil, aynı zamanda bazı fırsatlar da barındırabilir. Orta Doğu'daki belirsizlik dönemlerinde yatırımcılar, daha güvenli ve istikrarlı ekonomilere yönelme eğiliminde olabilirler. Bu noktada Türkiye önemli bir konumda yer alıyor.
Özellikle:
Körfez ülkeleri
Birleşik Arap Emirlikleri
Katar
Dubai finans çevreleri
Lübnan ve MENA bölgesindeki sermaye
Türkiye'deki yatırım fırsatlarını daha dikkatli takip edebilir.
Kesinlikle gayrimenkul, turizm ve bazı sanayi yatırımları bu tür zamanlarda yeni sermaye girişleri için uygun fırsatlar sunabilir. Bugün, bazı gayrimenkul alanlarında ciddi indirim fırsatları mevcut. Sonuç olarak, küresel belirsizlikler bazı ekonomiler için risk, bazılar için ise fırsat anlamına gelebilir.

Bir birey, bu jeopolitik kriz döneminde parasını ve birikimlerini nasıl korumalı?
Sefer Humar: Böylesine karmaşık zamanlarda en kritik nokta, rasyonel ve temkinli bir şekilde hareket etmektir. Pazarlar hızlı bir değişim gösteriyor; bazen bir gecede gelen bir haber tüm fiyatlamaları değiştirebiliyor. Bu nedenle bireylerin tek bir varlığa yoğunlaşmak yerine, dengeli bir yaklaşım izlemeleri son derece önemlidir.
Yatırım tavsiyesi olarak değerlendirilmemekle birlikte genel hatlarıyla şöyle bir yaklaşım mantıklı olabilir:
Bir miktar likit varlık veya mevduat,
Bir miktar yatırım fonu,
Değerli madenler, özellikle altın,
Fırsat görülen gayrimenkuller.

Ayrıca yatırım kararlarını aceleyle değil, adım adım almak daha sağlıklı olacaktır. Finans dünyasında sıkça duyulan bir ifade vardır: "Belirsizlik dönemlerinde en değerli yatırım soğukkanlılıktır."
Bazen en doğru strateji hemen harekete geçmek değil, piyasayı izleyerek doğru zamanı beklemektir. Tasarruflarını değerlendirmek isteyen yatırımcılar için, özellikle değerli madenler ve çeşitli varlık sınıfları yeni fırsatlar sunabilir. Ancak her yatırım kararının kişinin risk algısına göre verilmesi gerektiğini unutmamak gerekir. Bu noktada son cümleyi şöyle ifade etmek istiyorum: "Ekonomide sabır, çoğu kez kazancın görünmez ama güçlü bir müttefikidir."